Milena'ya Mektuplar

Franz Kafka
(2009)

Bu kitaptan yapılan alıntılar:
Sunday, May 18, 2014

*Bekleme odasıyla girilen mücadele uzun sürmez.



*İnsan aslında , nelere sahip olduğunu bilmeyen bir kapitalist!

Sunday, May 18, 2014

Bugün Milena,
yalnız telaş, yorgunluk ve yokluğun var.(Sonuncusu yarın da olacak)

Sunday, May 18, 2014

GÖÇ ETMELİ MİLENA, GÖÇ ETMELİ!

Sunday, May 18, 2014

Kirliyim ben Milena , sonsuz kirli,
o yüzden temizlik konusunda böylesine yaygara ediyorum.
Hiç kimse cehennemin dibindekiler kadar temiz şarkı söyleyemez; meleklerin söylediğini sandığımız şarkı, aslında onlarınkidir.

Sunday, May 18, 2014

Bu nedenle senin yanında son derece huzurlu ve son derece huzursuz,son derece baskı altında ve son derece özgür olmam somozrejme(doğal), işte bu yüzden 'hayatın geri kalanından elimi eteğimi çektim.'
Gözlerimin içine baksana..!

Sunday, December 08, 2013

Dünyamın yıkılışından dolayı yakınmıyorum, zaten yıkılacaktı, yakınmam yeniden kurulacağı içindir, benim pek güçlü olmayışımdandır yakınmam, yeniden doğduğum, güneşim ışığını yeniden gördüğüm için yakınıyorum.
(Meran, 12 Haziran 1920)

Saturday, December 07, 2013

Şimdiye kadar hayata dayanamayacağımı aklımdan geçirir, kendimden utanırdım. Oysa sen şimdi bana dayanılmaz şeyin yaşam olmadığını kanıtlıyorsun.
(Prag, 13 Temmuz 1920)

Friday, September 27, 2013

Üzüntü demek, gece gündüz, uykuda olsun, uyanık olsun, bedenine saplanmış bir oku taşımak demek, çekilir şey değil bu.

Friday, September 27, 2013

Öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile "yok oluverir" insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir.

Friday, September 27, 2013

Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su... Neden onu daha da bulandırmalı?

Monday, December 31, 2012

Sevgili bayan milena'ya, size önce prag'dan, ardından da meran'dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. Bu yüzden sevinmem gerek ki, iyi olduğunuzu bildiğim için..
Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz. Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün önünde. Yüzünüzün, ayrıntılarını çıkaramıyorum. Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok..

Yüm gece yağan yağmur nihayet durdu. Kutlayacağım bunu. Kutlama şeklim ise size yazmak. Bu amansız yağmurda insanın tek mutluluğu yabancı bir çevrede olması..

Aklımdan çıkmayan şu hastalığınız.. Benim gibi öğüt verme konusunda pek de ümit edilmemesi gerek birinden yine de duymak isterseniz "Kendinize iyi bakın. Sizi sevenlerin fedakarlığı lazım" bunları da atlatırsınız. sizden iyi haberler bekleyeceğim..
Sizden istediğim çevirilerime bir anlık bile uykunuzu feda etmemeniz. Daha sonra vicdan azabı çekmek istemem.. Kendim için istiyorum. lütfen..

Gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. Aslında bu acı karşılıklıdır. Kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır..

Siz son mektubunuzda geniş yüreklilikle teşekkür etmişsiniz bu uykusuz adama. Olayı duyan birisi olsa amma adammış diyecek sanki. Ama o adam aslında tembelin biri süt içiyor her gün, besleniyor, kendine bakıyor..
Fakat ben ne kadar basitim, keşke görebilseler içimi. Anlatabilsem, inanırlar mı?..
Uykusuzluk aklıma neler getirdi. Anlamsız ve çok laf ettim. Bağışlayın beni..

Sıkılıyorum size böyle hitap etmekten. Bayan Milena yavan geliyor bu hitap bana. Yeni memuriyete atanmış bir katibin konuşması gibi. Ama elden bir şey gelmez. Yarının ne olacağı belli olmayan bir dünyada biz hastaların dayanakları bunlar olsa gerek. Sıksa bile muhtacız bunlara; güçsüzüz biz..

Üstelik benden mektup alamayınca üzülecek kadar da iyi bir insansınız..

Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık.

Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. Halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. Ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.

Ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. Aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor.


Geç geldi mektupların. Sana "yavrucuğum" dediğim için kızıyorsun yine bana haklısın..
Şakayı severim ama hepsinin altında bir şeyler ararım. Dünkü mektubunda ne kadar çok kullanmışsın "ve" kelimesini. Belki de bir aşağılama vardır bunda kim bilir?

Evet Milena işte viyana'da bir postahanede oturmuş kahve içiyorum şu an. Geldim Milena. Buna hala inanmıyorum. Rüya görüyorum sanki şu an.. Bugün senin sevdiğin yerleri gezeceğim.

Her tarafa "milena" yazdım yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük bir coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum. Hasta olduğum için "6 ay boyunca dinlen, günlerini boş geçirmeye bak" diyorlar. Oysa bu altı ayın sadece 4 günü izin veriyorlar mutluluğa. Hala hastaysam suç bende mi peki?

Wednesday, May 16, 2012

Yanımda yürüyordun Milena. Düşünsene yanımda yürümüştün.

Monday, April 02, 2012

"Ya hep ya hiç" sözü ne kadar büyük bir söz. Sen de ya benimsin ya değilsin. Benimsen eğer hiç mesele yok her şey yolunda demektir. Ama benim değilsen hiçbir şey yok demektir. Farkındayım bir insana böylesine bağlanmak bayağılığın da ötesi bir şey. işte bu yüzden aklıma bu düşünce geldiğinde durmadan bir korku çöküyor yüreğime..

Thursday, February 25, 2010

"Sevgili bayan Milena, size Prag'tan sonra Meran'dan yazmıştım. Karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız."

Yorumlar:
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.