Friday, August 28, 2015


Mucizevi tedavi diye bir şey yoktur. İnsan zihninin daha iyi işlemesi için keşfedildiği söylenen bu ilaçları, bir süre moda olduktan sonra zamanla gözden düşerler; tıpkı durmadan değişen etek modelleri ya da kravatların eni gibi. Eninde sonunda demode olup "sakıncalı" damgası yiyeceklerdi.

Friday, August 28, 2015


Depresyonu ölümü kabullenmek olarak düşünebiliriz; avcısına boynunu gösteren bir hayvan gibi. Ortalığı darmadağın etmiş bir yamyamı ele alalım, iyi bir yamyam olmak istiyorsan koşullara direnmemelisin. İçinde bulundukları toplumda görevlerini layıkıyla yapmalarını sağlayan, bizim görevlerimizi yerine getirmemizi sağlayanla aynı: Kronik ve kaçınılmaz sıkıntı görünümündeki odaklı saldırganlık. Tıpkı bunun gibi, içgüdülerinin 'asla kurtulamazsın' diyeceği bir duruma sokarsak, fareyi de depresyona sokarız.

Tuesday, August 25, 2015

İnsanlar kaderlerini kendileri mi çiziyordu? Aslında yaptığımız
hataların kader dediğimiz ince çizginin kırılmasının
etkeni miydi? Yoksa önümüze bir senaryo koyulmuştu
da biz bu sessiz sinemanın siyah beyaz karakterleri miydik?

Friday, August 21, 2015

Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi ! Yiten bu işte...

Friday, August 21, 2015

Oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
Ve gitmen beni dile indirger sevgilim.

Friday, August 21, 2015

Yoo, hayır! omzunu açma. omzun ideoloji taşır.
Ve fakat 'dil'e rağmen bütün bunlar sevgilim
Ayaklarına beyaz çoraplar giydirmek istemediğim anlamına
gelmeyebilir.

Friday, August 07, 2015

Önce bir çığlık duydu, her zamanki gibi doymaz bir çığlık. Açım diyen, yemeğimi hazırladın mı diyen gözü dönmüş bir Martı'nın çığlığı; ardından geniş kanatlarının Tuncay'ın yorgun bedenine düşen devasa gölgesini... Misafiri nihayet gelmişti.

Friday, August 07, 2015

Kişiyi alışkanlıklarından vazgeçirmeyen şeyler, sıradan varsayılan duygulanımlardır. Sıradan duygulanımlar kötüdür. İdeolojiktir. Tepki vermezsen bir filmin fragmanına dönüşürsün: "Bir amaç için seçilmiş natürmort."

Friday, July 31, 2015

Kırmızı. Sana, sadece kırmızı demeliyim. Ben başaramıyorum kırmızı. Hatırlamak dışında bir mucizem yok. Bir şeye inandım. Bir şeye ve sadece bir kere ağlayarak dans ettim. Oysa hayata bağlanmak için ayağa kalkmıştım.

Friday, July 24, 2015

Adres - - bendekine postalıyorum
Değişmiş olabilir
Geçmez de eline bir yerde kalırsa
Bir gün açar birisi belki kendisinedir.

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.

Emrah ATEŞ

Emrah Ateş - 1989 İstanbul doğumlu. Aslen Karslı. Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümünü bitirdi. 7 yıldır internet ve fanzin dergiler aracılığı ile şiir, öykü ve deneme yazıları yazıyor. Sairinsharfi.tumblr.com internet adresinde yazdığı yazılar sayesinde farklı kesimler tarafından çok sevildi ve hâlâ bu sitede güncel olarak yazılar yazmakta. İlk kitabı Hayat Meyhanesi’ni 1 Haziran 2015’te Kent Kitap etiketiyle yayınladı.

Devamı...

Son Yorumlar

Alıntı Yapılan Diğer Kitaplar

 Gecenin Sonuna Yolculuk kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Cam Kent kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Amok Koşucusu kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Yok Etme kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Momo kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Gösteri Peygamberi kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın.

Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 3464
  • Kitap Sayısı: 34974
  • Yazar Sayısı: 15959