Wednesday, June 19, 2013

''Alışkanlıklar gündelik yaşamın diktatörleri.''

Saturday, June 15, 2013

Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum..
Ayağını bir cam parçasıyla kesmek veya eczanede dikiş artırmak değildi bu..
Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi..
Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi..

Saturday, June 15, 2013

Aşk nedir anlamış gibiyim, muhtelif simalarla gelip dudaklarımı yakan ve vücuduna, kalbine hakim olan insan gölgesi.

Saturday, June 15, 2013

Hasan Bey, insan kalbinin ne olduğunu hiç bilmiyorsun. Kocamın bütün dünyası olmak imkanı olmadığını bilirsem ne yapayım? Hem böyle bir imkan var mıdır? Ben kendi saadetim için bana vereceği zaman ve aşktan azami istifade ederim ve kocamın da benim için tek hayat ihtiyacı olmamasına gayret ederim. Sevdiğim adamın sevdiği kadın, hatta karısı olmazsam; dostu, bütün esrarını bana açacak, kalbinin, hayatının iradesinde benden fikir alacak bir arkadaşı olmaya çalışırım.

Saturday, June 15, 2013

Ulaşılmaz olmak kendini de başkalarını da ölçünmeli olarak kullanmak demektir. Bir daha yiyecek bulamayacağını düşünerek beş bıldırcını birden yiyen zavallı dilenci gibi aç ve umutsuz değilsin demektir.
Bir avcı avını tuzağına çekeceğini bildiğinden tasalanmaz. Tasalanmak, ulaşılabilir duruma sokar isyanı. Bir kez kaygılandın mı umutsuzluktan önüne çıkan şeye yapışırsın, yapıştın mı da tükenir yapıştığın şeyi de tüketirsin.

Saturday, June 15, 2013

Bir insan eşyayı da suçlayamazsa, divana istediği gibi tekme atamazsa onun insanlığı nerede kalır?

Saturday, June 15, 2013

Böylesine rezil bir yenilgi görmemiştim. Turgut evlendiği zaman ben de evlenmeliydim. Çatal-kaşık fasulye pilakisi karşısında böyle ağır bir yenilgiye uğramayacaktım. Oysa fasulyeyi ne kadar severdim.
Her şeyle aramı bozdum artık.
Her şey bana düşman kesildi.
"Tanrım" diye düşündüm ilk defa.
İlk defa Tanrım dedim. Bıraksınlar beni artık.

Saturday, June 15, 2013

Ben de hepinizden farklı bir solucandım kim bilir? Şimdi yarısı ezilmiş yerde yattığı için belli olmuyor. Diğer yarısını yerden kaldırmak için çırpınan Günseli'yi bile acıklı gözlerle izleyemiyor. Gözleri ezilen yarısında kaldı da ondan. Anlayışı da o yarıda kaldı, bütün ümitleri de yaşama isteği de, mühendislik diploması da, iyi durum kağıdı da, çiçek aşısı kağıdı da, altı tane vesikalık resmi de, İsa sevgisi de, bilmem nesi de, yaratma hırsı da, bir türlü atamadığı değersiz evrakı da, Günseli'yi okşamak isteyen elleri, ona dokunmak isteyen derisi de hep ezilen yarısında kaldı. Bu yarısında sadece ölüm acılığı kaldı. Bu nedenle şimdiye kadar söylemek istediklerimizi kısaca özetlemek gerekirse, mezar taşına şöyle yazılması uygun düşer(yazı kabartma olmasın,uzaktan dikkat çeker)Şarkısı yarıda kaldı, aklı da karıda kaldı. Sebep olanların gözü kör olsun.

Saturday, June 15, 2013

Bütün suç savaş yıllarında yediğimiz kara ekmeğin. Bizi iyi beslemediler. Sonra da yağlı yemek verdiler. Beynim yağ bağlamış olacak. Büyük ve güzel şeylerin dışarı çıkmasına izin vermiyor. Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsana benzetirsek acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz. Sen de korkuyor musun Günseli? Ben sadece senin için korkuyorum Selim.

Saturday, June 15, 2013

Aşk sağlığı enstitüsünün bültenine göre bir yıl içinde sadece 12.716 muhallebicide buluşma 7008 durakta buluşma (bunun 1825'i gerçekleşmemiş) 1462 çeşit açık yer gezintisi ve yalnız 612 sinema locası olayı tespit edilmiş.Buna gizli aşkları da ekleyin.(bültende Selim'in adına rastlanmadığı için,bunu gizli aşk olayları arasında düşünebiliriz.)Gizli aşk sayısının da muhtemel hesaplara göre 4600 kadar olduğu tahmin ediliyor.Emniyetin tespit ettiğine göre de 126.800 bakıp da iç geçirme 44.000 otobüs ya da dolmuşta hafif temas 4.200 de peşinden gidip de vazgeçme,850 eve kadar izleme ve 15700 uzaktan aşık olma ve sadece (bu sayı kesin) 814 ümitsiz aşk olayı tespit edilmiş.Bu arada park bekçileri 82000 kadar çifti düdük çalarak,tabanca çekerek ve benzeri tehditlerle korkutmuş.

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.

Alasdair Gray

1934 yılında Glasgow doğumlu İskoç yazar ve sanatçı. Whitehill Lisesi’ndeki eğitimini bitirdikten sonra 1952-57 yılları arasında Glasgow Sanat Okulu’nda çizim ve resim eğitimi gördü. 1958-62 arasında aynı okulda eğitmenlik yapmıştır.  Sanat Okulu’nun ardından  komisyon hesabı üzerinden portreler ve duvar resimleri yaptı. Bu süre boyunca kısa hikâyelerin yanı sıra yirmi seneden uzun bir süre zarfında yazdığı birkaç taslağın değişip gelişmesiyle ortaya çıkan yarı-otobiyografik bir roman olan Lanark’ı kaleme aldı. 

Devamı...

Son Yorumlar

Alıntı Yapılan Diğer Kitaplar

 Cam Kent kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Amok Koşucusu kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Yok Etme kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Momo kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Gösteri Peygamberi kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Cehenneme Övgü kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın.


Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 2239
  • Kitap Sayısı: 34734
  • Yazar Sayısı: 15872


Uggs On Sale

Christian Louboutin Shoes Outlet

Ralph Lauren Outlet

Juicy couture diaper bag