Tuesday, October 21, 2014

Deneyimlerimle, içine aşk karışmamış her ilişkinin iyi gittiğini, aşkın ise bütün ilişkiyi karmakarışık hale getirdiğini anlamıştım, buna rağmen kendimi tutamayıp gece aşkın o çetrefil, hırpalayıcı, karışık, acılarla dolu, vahşi, bencil ve düşmanca yollarında gezinmeye dalıyordum; iyinin ve kötünün bu kadar açık durduğu bir seçimde neden kötü olanı yani aşkı seçtiğimi kavrayamıyordum. Tek bildiğim, aşk, bütün bu tehlikeleri göze aldıracak kadar çekiciydi ve o çekiciliğin kenarında dolaşıp biraz eğlenip sonra yoluma devam ederim dersen, farkına bile varmadan sınırı geçip aşkın ormanlarına dalıveriyordun.

Sunday, October 19, 2014

Eczacının, ruhunun iyileşmesi için verdiği ilaçlar, belki ruhunu ferahlatamamıştı ama bedenini öldürmeye yetmişti. Hastalıkları iyileştirmek için var olan "eczane"nin sadece harflerinin yerini değiştirerek "cenaze"ye dönüşmesine en uygun örnekti.

Sunday, October 19, 2014

Benim şeytan üçgenim zihnimdi. O kadar çok anı yutmuştu ki bugüne kadar, hiç biri su yüzüne çıkmaya cesaret bile edemiyordu, daha derine gömülme korkusuyla.

Sunday, October 19, 2014

Şehir ne kadar kalabalıklaşırsa, bizler o kadar yalnızlaşmaya gidiyorduk. Şehir koca bir dünya olmuştu ve artık herkes kendi başına bir gezegendi. Atmosferinde yalnızlık dolu olan birer gezegen.

Sunday, October 19, 2014

Bir kan gölünün üzerinde tüm ahengiyle yüzen nilüferler gibi, her küçük şey gözümü boyamaya yetiyordu. İçine girince, yeni doğan bebek gibi anne rahminden kanlar içinde çıkacağımdan emindim, ama yine de ölü doğan bir bebeğin düş kırıklığını hissedecektim. Bir filmin siyah beyaz olduğunu bilerek izleyip, nedensizce nesnelere sahip olmadıkları renkler yüklüyordum.

Sunday, October 19, 2014

Yalnız olmak, sadece tahterevalliye binememektir çoğunlukla. Ya da diğer ucuna oturanın tüm duygularını hiçe sayarak kendi isteğimiz ve zevkimize göre bir aşağıya bir yukarıya çekmektir.

Sunday, October 19, 2014

Nasıl bir mezarlık insan hafızası? Ne kadar çok olursa öldürdüklerimiz ve unuttuğumuz hatıralar, hep yer buluyor bu engin mezarlıkta

Sunday, October 19, 2014

Onu şimdi tanıyordum. Ama bir insanı kendisi yapan özellikleri, geçmişten kalan ve asla temizleyemediğimiz tortular değil midir? Hatıralarımız ve hafızamız. Bazen hayatımızın şekillenmesine yardımcı olurken, bazen bir bakıyoruz durdurmuş olduğu yerde, ilerlememesi için koca bir duvar örmüş hayatımızın önüne.

Sunday, October 19, 2014

Ve bir gece bütün yalnızlıklarımızla birlikte el ele tutuşarak geçiyorduk şehrin en ihtişamlı insan köprüsünden.

Friday, October 17, 2014


Akıllı insanda rutin, ihtirasın işaretidir.

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.

Gabriel Garcia MARQUEZ

Kolombiyalı yazar, romancı,1927’de Kolombiya'nın Aracataca kentinde doğdu. 17 Nisan 2014'te ne yazık ki Marquez’i kaybettik.

Büyükannesiyle büyükbabasının evinde ve teyzelerinin yanında büyüdü. Başkent Bogota’daki Kolombiya Ulusal Üniversitesi’nde başladığı hukuk ve gazetecilik öğrenimini yarım bıraktı. 1940’lardan başlayarak uzun yıllar gazetecilik yaptı. Öykü yazmaya 1940’ların sonlarında başladı.

Devamı...

Son Yorumlar

Alıntı Yapılan Diğer Kitaplar

 Şemspare kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın.

Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 3167
  • Kitap Sayısı: 34921
  • Yazar Sayısı: 15931